Hg neyin sembolü ?

Vecih

Global Mod
Global Mod
Forumdaşlara Bir Hikâye Anlatmak İstiyorum

Bir süredir içimde gezdirdiğim bir hikâye var. Hani bazen gece geç saatte, herkes uyurken aklınıza düşen ve sizi eski bir ana, bir sohbete, bir bakışa götüren hikâyelerden… Bugün onu sizinle paylaşmak istedim forumdaşlar. Belki kendinizden bir parça bulursunuz, belki de “ben de bunu yaşamıştım” dersiniz. Çünkü bu hikâye bir sembolle başlıyor: Hg.

Hg Neyin Sembolü? Bir Kelimeden Fazlası

Hg, periyodik cetvelde cıvanın sembolüdür. Latince adı Hydrargyrum. Akışkan, ele avuca sığmayan, parlak ama dokunduğunda dağılan bir madde. Isıyı da, zehri de taşır; hem şifa hem tehlike barındırır. İşte bu yüzden Hg bana hep insan ilişkilerini hatırlatır. Özellikle de kadınlarla erkekler arasındaki o ince, akışkan ama bir o kadar da hassas dengeyi.

Bu hikâyede Hg, sadece bir kimya sembolü değil; duyguların, yaklaşımların ve iletişimin metaforu.

Mert: Çözüm Arayan Bir Zihin

Mert’i üniversiteden tanırım. Hayatı bir problem seti gibi görürdü. Bir sorun varsa, çözümü olmalıydı. Bir şey bozulduysa, tamir edilmeliydi. Duygular bile onun için yönetilmesi gereken değişkenlerdi.

Bir gün laboratuvarda Hg üzerine çalışıyorduk. Cıva masanın üzerinde minik kürecikler hâlinde dağıldığında Mert hemen refleksle eldivenlerini taktı.

“Toplayalım, yayılmasın. Yoksa zehirli,” dedi.

Onun dünyasında mesele netti: risk vardı ve kontrol altına alınmalıydı.

Mert’in hayata bakışı da buydu. Bir arkadaş üzgünse, nedenini bulur ve çözüm önerirdi. Bir ilişki çatırdıyorsa, strateji geliştirirdi. Ona göre ilerlemek buydu.

Elif: Hisleri Okuyan Bir Kalp

Elif ise bambaşkaydı. Aynı laboratuvarda, aynı Hg damlacıklarına baktı ama başka bir şey gördü.

“Ne kadar ilginç,” dedi. “Dağılıyor ama yok olmuyor. Bir araya gelmek için sadece doğru ortamı bekliyor.”

Elif empatikti. İnsanların söylediklerinden çok söylemediklerini duyardı. Birinin gözündeki gölgeyi fark eder, suskunluğun altındaki cümleleri hissederdi. Onun için bir sorunun çözümü, önce anlaşılmaktan geçerdi.

Hg’yi izlerken gülümsediğini hatırlıyorum. Ona göre cıva, bastırılan duygular gibiydi. Ne kadar dağıtırsan dağıt, varlığını sürdürürdü.

Bir Çatışma, Bir Sembol

Mert ve Elif bir süre sonra yakınlaştılar. Ama tahmin edersiniz, çatışmalar kaçınılmazdı.

Elif bir gün dertliydi. Ailesiyle ilgili bir mesele, içini kemiriyordu. Anlatırken çözüm aramıyordu; sadece anlaşılmak istiyordu.

Mert dinledi… ama kısa sürdü.

“Bak,” dedi, “şöyle yapsan bu sorun çözülür. Şu adımı at, bu konuşmayı yap.”

Elif sustu. Gözleri doldu.

“Ben çözüm istemiyorum,” dedi. “Sadece beni duy.”

İşte o an Hg yine aklıma geldi. Mert, cıvayı hızla toplamaya çalışan biri gibiydi. Elif ise onun yayılışını izleyip anlamaya çalışan.

İkisi de haklıydı ama dilleri farklıydı.

Hg Gibi Bir Denge

Zamanla öğrendiler. Mert, her sorunun hemen çözülmemesi gerektiğini fark etti. Bazı duyguların, cıva gibi serbestçe yayılmasına izin vermek gerekiyordu. Elif ise bazen somut adımların da rahatlatıcı olabileceğini gördü.

Hg, uygun kapta saklandığında tehlikeli değildir. Ama kontrolsüz bırakıldığında zarar verir. İlişkiler de öyle değil mi forumdaşlar?

Sürekli çözüm üretmek, duyguları bastırabilir. Sadece hissetmek ise ilerlemeyi zorlaştırabilir. Asıl mesele, doğru kabı bulmak.

Bu Hikâyede Kendinizi Gördünüz mü?

Bu hikâyeyi anlatmamın sebebi, “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” demek değil. Hepimizin içinde biraz Mert, biraz Elif var. Ama çoğu zaman baskın olan tarafımız, iletişimimizi şekillendiriyor.

Belki siz de bir sohbet sırasında “bana çözüm sunma, beni anla” demek istediniz. Ya da tam tersi, “bir şey yapalım artık” diye içinizden geçirdiniz.

Hg’nin sembolü cıva. Ama benim için Hg, ilişkilerdeki o akışkan, parlak, tehlikeli ama vazgeçilmez dengeyi simgeliyor.

Siz ne düşünüyorsunuz forumdaşlar? Hayatınızda Mert mi ağır basıyor, Elif mi? Ya da Hg gibi ikisinin arasında gidip geliyor musunuz? Yorumlarınızı merak ediyorum; belki de bu hikâye, başka hikâyelerin kapısını aralar.