Türkçülük Nasıl Ortaya Çıktı ?

Sevval

New member
Türkçülüğün Ortaya Çıkışı ve Gelişimi

Türkçülük, Türk milletinin birliğini, kültürünü, tarihini ve dilini yüceltmeyi amaçlayan bir ideolojidir. Türkçülüğün kökenleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerine, özellikle 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanır. Bu dönemde Osmanlı Devleti'nin çok uluslu yapısı, toprak kayıpları ve Batı'nın etkisi, Türk kimliği ve kültürüne yönelik yeni bir bakış açısının doğmasına zemin hazırlamıştır. Türkçülük, zamanla bir milliyetçilik hareketi olarak şekillenmiş ve Türk halkının bağımsızlık mücadelesiyle birleşmiştir. Bu yazıda Türkçülüğün nasıl ortaya çıktığına, gelişimine ve önemli figürlerine odaklanacağız.

Türkçülüğün Kökenleri: Osmanlı İmparatorluğu ve Tanzimat Dönemi

Türkçülüğün temelleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleşme çabalarıyla paralel olarak atılmaya başlanmıştır. Osmanlı Devleti, 19. yüzyılın ortalarına doğru, içerideki etnik çeşitlilik ve dışarıdaki baskılar nedeniyle ciddi bir krizin içine girmiştir. Bu dönemde Osmanlı'daki Türkler, hem içerdeki diğer etnik gruplarla hem de Batılı güçlerle yoğun bir kültürel ve siyasi mücadeleye girmeye başlamıştır. Tanzimat Fermanı (1839) ve Islahat Fermanı (1856) gibi reformlar, Osmanlı İmparatorluğu'nu modernleştirmeyi amaçlasa da, aynı zamanda bu reformlar, Türk kimliğinin korunması gerektiği düşüncesinin doğmasına da yol açmıştır.

Tanzimat Dönemi'nde özellikle edebiyat ve düşünce dünyasında "Türk" kimliğine dair yeni bir anlayış gelişmeye başlamıştır. Batı'nın etkisiyle birlikte, Türklerin kendilerini daha fazla tanımaya ve geçmişteki kültürel miraslarını yeniden keşfetmeye başlamaları, Türkçülük hareketinin ilk adımlarını atmıştır. Bu dönemde, özellikle Batı'ya karşı bir kültürel direniş olarak Türk kimliği, halk kültürü ve Türk dili üzerinde yoğunlaşılmaya başlanmıştır.

Meşrutiyet Dönemi ve Türkçülük Hareketinin İlerleyişi

Osmanlı İmparatorluğu'nda 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanı, Türkçülük hareketinin gelişiminde bir dönüm noktası olmuştur. Bu dönemde, daha önce marjinalleşmiş olan Türkçülük düşünceleri, yaygınlaşmaya başlamıştır. Genç Osmanlılar hareketinin etkisiyle, Türkçülük ideolojisi de daha sistematik bir hale gelmiştir. Bu dönemde ortaya çıkan "Türkçülük" akımının önemli isimlerinden biri, Ziya Gökalp'tir.

Ziya Gökalp, Türkçülüğün teorik temelini atan önemli bir düşünürdür. Gökalp, toplumların gelişiminde kültürün önemli bir rol oynadığını savunmuş ve Türk milletinin tarihsel ve kültürel kökenlerine dönerek yeniden bir Türk kimliği inşa edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Gökalp, Türkçülüğü bir milliyetçilik akımı olarak tanımlamış ve Türk halkının özgür ve bağımsız bir şekilde varlığını sürdürmesinin gerekliliğini vurgulamıştır. Ona göre, Türk milleti; tarih, dil ve kültür birliği etrafında şekillenmiş, bu birliğin korunması ve güçlendirilmesi gerekmektedir.

Türkçülüğün Pratikteki Yansıması: 1910'lar ve 1920'ler

Türkçülük ideolojisi, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında siyasi hareketlerin bir parçası haline gelmiştir. 1910'larda, Türkçülük hareketinin siyasi bir platformda yer bulması, özellikle İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilişkilidir. İttihat ve Terakki'nin önde gelen isimleri, Osmanlı'nın çok milliyetli yapısına karşı, Türk milletinin öne çıkmasını savunmuşlardır. Bu dönemde, Türkçülük ve milliyetçilik fikirleri, özellikle Türk halkının özlemleriyle ve Osmanlı Devleti'nin çöküşüyle birleşerek, daha belirgin bir kimlik kazanmıştır.

1920'ler ise Türkçülüğün Cumhuriyet ideolojisiyle bütünleştiği, kurumsallaştığı ve devletin politikalarıyla iç içe geçtiği bir dönemi işaret eder. Cumhuriyetin kurulmasından sonra, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, Türk halkının yeniden bir kimlik edinmesi ve eski Osmanlı'nın çok uluslu yapısından sıyrılarak milliyetçi bir devlet inşa edilmesi hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda, Türkçülük hareketi sadece bir ideoloji olarak değil, aynı zamanda eğitim, kültür ve dil alanlarında uygulamalı bir politikaya dönüşmüştür. Türk dili ve kültürü, milli birliğin temeli olarak kabul edilmiştir.

Türkçülüğün Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

Türkçülük, 20. yüzyılın ortalarından itibaren, Cumhuriyet'in kurucu değerleriyle paralel bir şekilde gelişmiştir. Ancak zaman içinde Türkçülük hareketi, özellikle 1980'ler sonrası, farklı alt akımlara ayrılmış ve çeşitli siyasi gruplar arasında farklı anlayışlarla benimsenmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) Türkçülük anlayışı, bu dönemde oldukça etkili olmuştur. MHP, Türkçülüğü sadece bir kültürel ve tarihi hareket olarak değil, aynı zamanda bir siyasi hareket olarak da savunmuş ve Türk milliyetçiliğini toplumsal ve siyasi bir ideolojiye dönüştürmüştür.

Bugün, Türkçülük; Türk dilinin ve kültürünün korunmasına yönelik bir hareket olmanın yanı sıra, Türk milletinin tarihi ve kültürel mirasının daha geniş bir coğrafyada, özellikle Türk dünyasında tanıtılmasını amaçlayan bir vizyonu benimsemiştir. Ayrıca, Türkçülük, farklı toplumsal grupların ortak bir kimlik etrafında birleşmesini sağlayacak bir araç olarak da görülmektedir.

Türkçülüğün Siyasi ve Sosyal Yansımaları

Türkçülük ideolojisi, yalnızca bir kültür ve dil hareketi olarak kalmamış, aynı zamanda politik ve sosyal düzeyde de önemli etkiler yaratmıştır. Türkçülük, halkın milli bilincini artırmayı hedeflemiş ve bu süreçte toplumsal birlikteliği güçlendirmeye çalışmıştır. Ancak Türkçülüğün özellikle siyasi yansıması zaman zaman tartışmalara yol açmıştır. Milliyetçilik, Türkçülük akımının ana fikri olsa da, bu ideolojinin farklı dönemlerde farklı siyasi anlayışlarla birleşmesi, toplumsal ve kültürel çeşitliliği nasıl yöneteceği konusunda çeşitli soru işaretlerine neden olmuştur.

Türkçülük hareketinin temel amacı, Türk milletinin kendine özgü değerlerini, dilini, tarihini ve kültürünü koruyarak, ulusal bir kimlik inşa etmektir. Bu ideoloji, Türk milletinin dünya üzerindeki diğer milletlerle eşit ve onurlu bir şekilde varlığını sürdürebilmesi için önemli bir araç olmuştur. Bugün Türkçülük, yalnızca Türkiye içinde değil, Türk dili ve kültürünü paylaşan diğer ülkelerde de etkisini sürdürmektedir.

Sonuç

Türkçülük, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında şekillenmeye başlayan, ancak Cumhuriyet dönemiyle birlikte kurumsal bir kimlik kazanan bir ideolojidir. Türkçülük, tarihsel olarak bir kültürel, dilsel ve siyasi harekettir ve günümüzde de Türk milletinin birliğini savunan, milliyetçi bir düşünce biçimi olarak varlığını sürdürmektedir. Türkçülüğün tarihsel gelişimi, hem Osmanlı'dan Cumhuriyet'e kadar olan dönemdeki toplumsal değişimler, hem de Türk halkının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin bir yansıması olarak şekillenmiştir. Türkçülük, günümüzde de hem kültürel hem de siyasi anlamda Türkiye'nin kimlik arayışında önemli bir yer tutmaktadır.